SONUN BAŞLANGICI

the-worst-tornado-in-the-world-2017

2007 yılının son günü idi ve mesainin bitmesine yaklaşık bir saat vardı.  Yavuz beyin makamında sohbet ediyorduk. Telefon çaldı. Sekreter hanım, Başmüfettiş Sinan Soylu’nun Başkan bey ile görüşmek istediğini söylüyordu.  Sinan bey; Ankara dışında biryerde görevde idi ve Kurulun fax’ına, Bakanlık İç Denetim Birimine geçmek istediğine dair bir dilekçe göndereceğini bu dilekçenin mesai bitmeden önce Personel Genel  Müdürlüğüne yetiştirilmesini rica ediyordu.

Yavuz bey tarafından; “Bizden uzak olsun da nereye giderse gitsin” şeklinde değerlendirilen bu talebin gereği anında yerine getirilecek ve mesai bitmeden önce Sinan bey’in dilekçesi Personel Genel Müdürlüğü’ne yetiştirilecekti.

Bakanlığın İç Denetim Kadrosu 10 kişi olarak belirlenmişti ve yaklaşık bir yıl önce Bakanlığımız Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğünden 5 Kontrolör iç denetçi olarak atanmıştı. O gün ilgili yasa gereği, sayının atama yolu ile 10’a tamamlanabilmesi için son gündü.

İç denetçiler o tarih titibariyle  müfettişlerden yaklaşık 1000 TL daha fazla ücret alıyorlardı ve bu miktar yine yaklaşık olarak maaşımızın 1/3 ü gibi önemli bir meblağa karşılık geliyordu. Dolayısıyla bir çok arkadaşımın İç Denetim birimine geçmek istediğini biliyordum ama kimse bunu açık açık söylemiyordu.

Esasen statü olarak müfettişlik daha kariyerli bir görevdi. İç denetçiler Müsteşarın emrinde çalışırken, müfettişler doğrudan Bakan’a bağlı olarak çalışıyorlardı. Atama şekli müfettişlerde üçlü kararname iken, iç denetçiler doğrudan Bakan tarafından atanıyorlardı ama maaşın 1/3 üne karşılık gelen fark,  bir çok müfettiş için tüm bu dezavantajları bir kalemde silebiliyordu.

O günün akşamında saatler yeni yıla doğru ilerlerken cep telefonum çaldı. Arayan Metin abi idi. Ben, yeni yıl kutlaması için aradığını düşünerek açmıştım telefonu ama süpriz haberi patlatıverdi. İç Denetim Birimine geçiyordu. Böyle bir talebinin olduğundan hiç haberim yoktu. Söylediğine göre,  Sayın Bakan bizaat arayarak yapmıştı bu görevlendirmeyi. “Hayırlı olsun” dedim. Sevindiğimi söyledim ama içimde bir burukluk vardı.  Zaman zaman iş icabı karşı karşıya gelsek de severdim Metin abi’yi. Beraber başlamıştık müfettiş yardımcısı olarak, acı tatlı bir ton hatıramız vardı  ve Metin abi’siz bir Teftiş Kurulu’nu hiç düşünmemiştim o dakikaya kadar.

İç Denetim Birimine geçmek benim aklımın ucundan dahi geçmemişti. Zira Sayın Bakan’ın benim ile ilgili duyguları malumdu.  Ancak Faruk abi, Metin abiye biraz gönül koyacaktı, neden kendisini de refere etmediği ve birlikte götürmediği için.

Her ne kadar Metin abi, o gün için Faruk bey’i  iç denetçi olarak refere etmemiş ise de,  ilerleyen tarihlerde iki önemli görevlendirmede bu hatasını telafi etmesini de  bilecekti.

“Gardaş yalan yok, ben ayrılınca Teftiş Kurulunun çuvallayacağını düşünüyordum ama görünen o ki, bensiz de olabiliyormuş Kurul…” Evet Metin abi’nin samimi itirafı bu şekilde idi. Kuruldan ayrıldıktan bir süre sonra ziyaretinize gelmişti ve  Akay kavşağındaki  hizmet binasının bodrum katındaki yemekhanede öğle yemeğini yiyorduk birlikte. Başmüfettiş üstadımız Talip Ünsaldı da vardı masamızda.

– “Yok Metin abi, o kadar basit değil. Yerini doldurmak kolay olmuyor. Sen gittikten sonra ben bir dans kursuna kaydoldum. Her akşam düzenli olarak çalışıyorum.”

Masada bir sessizlik oldu. İlk anda ne Metin abi, ne Talip abi espiriyi kavrayamamıştı. Devam ettim…

– “Sen ayrıldıktan sonra Başkan bey,  Diyarbakır işlerini bana veriyor. Sürekli Diyarbakır’dayım. O bakımdan gerekli oluyor oryantal dans.”

Talip abinin gevrek ve en üst perdeden kahkahası tüm yemek haneyi doldurmuş, ne olduğunu anlamaya çalışan meraklı gözler bize çevrilmişti.

O an değil ama sonrasında, Metin abi’den sıkı bir fırça yiyecektim bu espiri için ve özür dileyecektim…

Metin abi, Kuruldan bir yazı talep ediyordu. Kime hitaben yazılacağı çok açık değildi. O nedenle “İlgili Makam’a” hitaben yazılmasını talep etmekteydi. Bir nevi referans mektubu idi istediği şey ve Başkan bey ile konuştuğunu, benim de Başkan bey’e hatırlatmamı istemekteydi. İç Denetim Koordinasyon Kurulu’na sunacağını söylüyordu bu yazıyı.

Hatırlattım Sayın Başkan’a. Çekmecesinden bir yazı çıkarıp uzattı ve bir göz atmamı, ilave edecek başka bir husus olup olmadığına bakmamı istedi.  Yazı hazırdı. Yarım sayfayı geçkin bir yazı idi ve Metin abi’nin ne kadar bilgili, becerikli, birikimli, çözüm üretici, iş bitirici biri olduğunu tekrar tekrar farklı cümleler ile ifade ediyordu.

– “Biraz abartılı olmamış mı Başkanım? Tekrara düştüğümüz cümleler de var.”

– “Olsun üstad, ne mahsuru var tekrarın. Sen ilave edebileceğimiz başka bir husus var mı onu söyle.”

“Adı geçenin talebi üzerine aslının elden teslim edildiği” ibaresini, Kurulda kalan sureti üzerine not düşerek verecektik  Metin abi’ye bu yazıyı.

İlerleyen günlerde,  Metin abi’nin esasen mevzuatında olmayan bir “İç Denetim Birimi Başkanlığı” oluşturmasına ve kendisini de Birim Başkanı olarak isimlendirmesine tanıklık edecektik.  Bu abartılı yazı ne kadar yardım etmişti Metin abi’ye bilmiyorum ama bildiğim gerçek, Metin bey’in İç Denetim Birimi’ne geçmesinin Yavuz bey için “sonun başlangıcı” olduğu ve o abartılı iltifatların Başkanlık Koltuğunun, Yavuz bey’in altından bizzat Metin bey tarafından  çekilip alınmasına mani olamayacağı gerçeği idi.

 

 

Genel altında yayınlandı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s