YORGANDA KENE VAR, KOPAR KOPAR GENE VAR. SONUN BAŞLANGICI (2)

yorganda kene

Her ne kadar kendisi, bensiz de işler yürüyormuş diyerek şaşırsa da, Metin Suerdem’in, İç  Denetim birimine geçmesi, Teftiş Kurulu’nu derinden etkileyecekti. Herşeyden önce Yavuz bey, bir önceki yıl bir çoğu özellik arzeden 60 kadar soruşturmada görev almış, kendi ifadesi ile, iş bitirici ve  becerekli bir müfettişini yitirmişti. Ama tek olumsuz etki bu değildi. Metin bey’in iç denetime geçmesi ile birlikte Teftiş Kurulunun raporları ilgili ilgisiz bir çok makamda tartışılır olmaya başlamıştı. Şüphesiz bu tartışmalar  kimi zaman haklı, kimi zaman haksız eleştirileri de beraberinde getiriyordu ve her geçen gün Yavuz bey’in makam koltuğundan bir vida daha sökülüyordu.

Öte yandan İç Denetim Birimi Teftiş Kurulunun bir alternatifi olarak da görev yapmaya başlamıştı. Esasen yasa gereği iç denetçilerin soruşturma yapma yetkileri yoktu ama Bakan bey’den alınan özel olurlar ile kimi özel soruşturmalar Teftiş Kuruluna hiç uğramadan neticelendiriliyordu. Örneğin  ileriki tarihlerde önce Müsteşar Yardımcısı daha sonra Teftiş Kurulu Başkanı olacak olan, Birinci Hukuk Müşaviri Erdal  Celal Sumaytaoğlu ile ilgili, telefon dinlemelerine takılan ve dinlemeyi yapan emniyet birimince gereğinin yapılması için Bakanlığımıza gönderilen, Erdal bey’in kardeşi ile yaptığı bir konuşma, muhakkik olarak görevlendirilen Metin Suerden tarafından incelenecek  ve Erdal bey’in yargılanması gerektiği kanaati ile hakkında soruşturma izni verilecekti. Soruşturmaya konu konuşma, Bakanlığımızın uyguladığı desteklemelerden haksız olarak yararlanmak üzere üretilen hayali bir proje ile ilgili idi.

Görünüşte Bakanlığımızın Birinci HuKuk Müşaviri ile ilgili “soruşturma izni” verilmiş ve gereği yerine getirilmiş gözüküyordu.  Ama kimse, yargılanmasını gerektirecek bir suç işlediğine kanaat getirilen bu devlet memuru hakkında nasıl olupda bir disiplin soruşturması açılmadığını sorgulamıyordu.

Verilen soruşturma iznine  Erdal bey tarafından yapılan itiraz, başından beri bilindiği üzere, suça konu dinlemenin mahkeme kararı olmadan yapıldığı gerekçesi ile kabul edilecek ve neticede  Erdal bey ne adli ne idari hiç bir yaptırıma muhatap olmayacaktı.

Evet Yavuz bey için süre her geçen gün daralıyor ve Mehdi bey ile ilişkileri her geçen gün biraz daha bozuluyordu. Gelinen son noktada Sayın Bakan Yavuz beyden istifasını istemiş ama Yavuz bey bu talebi kabul etmemişti.

O gün Başkanlık makamında kısa bir durum değerlendirmesi yapıyorduk. Mehdi bey iki üç haftadan beri Yavuz bey’in randevu taleplerini geri çevirmekteydi ve bir kaç şikayet, ivedi olarak Bakan Olur’una bağlanmadığı takdirde zaman aşımına uğrayacaktı. Yavuz bey Bakanlık Özel kalemine birlikte gitmemizi ve yine Sayın Bakan ile görüşemez isek bu durumu bir tutanağa bağlamamızı telep ediyordu.

Pek alışılmış bir durum değildi bu ve bana pek mantıklı da gelmemişti. Biraz isteksiz bir şekilde, bu tutanağı Özel Kalem Müdürü’ne de imzalatıp imzalatmayacağımızı sordum.

– “Yok üstad biz kendi aramızda imza altına alacağız”

– “Kendi aramızda imza altına alınacak bir tutanağın hükmü ne kadar olur sizce Başkanım? Madem bu yola giriyoruz, Özel Kalem Müdürü’ne de imzalatalım.”

Yavuz bey, benim tavrımdan, isteksiz olduğumu anlayacak ve Özel Kalem’e giderken Faruk bey’i alacaktı yanına.

Faruk bey’in anlatımı ile saatler süren, işkence gibi bir bekleyişin ardından, Sayın Bakan ile görüşemeden, imzalanması gereken Olur’ları Özel Kalem’e bırakılarak geri gelecekti Yavuz bey.

Takip eden günlerde, yalnızca imzalanmış Olur’ları değil bir de kişiye özel yazılmış kapalı bir sarı zarfı da beraberinde getirecekti  Özel Kalem’in evrak memuru.

Mehdi bey Yavuz bey hakkında Disiplin Soruşturması açmış ve savunmasını istemekteydi. Müfettişlik hayatım boyunca gördüğüm en mesnetsiz savunma soruları idi yöneltilen üç yada dört soru.

Sorularının Metin bey’in kaleminden çıktığı çok belli idi. Neticede yıllarca beraber görev yapmış, yazdığı bir çok raporu okumuştum ancak bunu Yavuz bey ile paylaşmak ihtiyacı duymadım zira o da benim kadar biliyordu bu soruları kimin kaleme aldığını.

Soruşturma açılan ilk konu; bir önceki Bakan Sami Güçlü’nün bir atama işlemi ile ilgili mahkeme kararını uygulamaması nedeniyle, Bakanlığın ödemek zorunda kaldığı tazminat miktarının kendisine rüce edilmesi ile ilgili bir sayfadan ibaret bir Olur’un imzalatılması aşamasında Mehdi bey’in kandırıldığı iddiası idi.

O yıllarda henüz ne PKK’nın, ne Feto’nun devlet büyüklerimizi kandırdığından haberimiz yoktu ve belki de bu, ilerleyen yıllarda sıkça duyacağımız kandırılma hikayelerinin ilki idi.

Sayın Bakan, altında imzası olan bir sayfadan ibaret basit bir Olur’u okumadan imzaladığını ve bu aşamada Yavuz bey’in kendisini doğru şekilde bilgilendirmediğini iddia ediyordu.

İkinci konu, o günlerde Bakanlıkta gündem yaratan, kene ilacı alımı ihalesi ile ilgili soruşturmanın aklımda kaldığı kadarıyla, kasıtlı olarak sürüncemede bırakılması ve gerektiği gibi yürütülmemesi ile ilgili idi.

Bu konu, o yıllarda Türkiye de tam bir panik havası yaratan kene ile mücadele için yapılmış ilaç alım ihalesi ile ilgili bir şikayetin soruşturulduğu konu idi. Ne soruşturma olur’unun hazırlanmasında ne de yazılan raporların incelenmesinde görev almadım. Bu nedenle aklımda kalanların eksik yada hatalı olmasından çekinerek şu kadarını yazabilirim ki;

Birilerine açık şekilde menfaat temin edildiğini düşündüğüm, başlangıçta Teftiş Kurulunca gerektiği şekilde ciddiye alınmayan, ancak özellikle Yavuz bey’in Bakan bey ile ilişkilerinin kopma noktasına geldiği günlerde hız ve önem kazanan, o tarihlerde Birinci Hukuk Müşaviri olan ve ilerleyen yıllarda Kurul Başkanımız olacak Erdal Celal Sumaytaoğlu’nun bir hukuk müşavirinden çok daha fazla rol üstlendiği, üç ayrı heyet tarafından incelenen ancak neticesinden hiç bir şey çıkmayacak olan bir soruşturma idi kene soruşturması.

Bir diğer konu ise Teftiş Kurulunda görev dağılımının adil yapılmadığı, bir kısım müfettişlere hiç görev verilmez iken, bir kısım müfettişin çok fazla göreve gönderildiği konusu idi.

Kısacası tam bir kurt-kuzu hikayesi. Yavuz bey çok titiz bir şekilde hazırlayacaktı savunmasını ama sonuç baştan belli idi. Her bir savunma sorusundan ayrı ayrı disiplin cezalarına çarptırılacaktı.

Netice alamayacağı çok açık olmasına rağmen bu cezalara itiraz edecekti Yavuz bey ve konu kısa sürede Bakanlık Disiplin Kurulunun gündemine alınarak görüşülecekti.

Müsteşar Yardımcısının başkanlığında iki Genel Müdür yardımcısı, Teftiş Kurulu Başkan yardımcısı ve Hukuk Müşavirliği temsilcisinden oluşuyordu Bakanlığımız Disiplin Kurulu ve Başkan yardımcısı olarak ben, benim Ankara dışında veya mazeretli olmam durumunda diğer bir Başkan yardımcımız Volkan Öntan katılmakta idi Disiplin Kuruluna, Başkanlığı temsilen.

Bakanlık Disiplin Kurulunda bir açıdan en zor, başka bir açıdan en kolay görevi yerine getirmek bana düşmüştü. Zordu çünkü cezayı veren bizzat Bakan idi. İtirazı kabul etmek;  Sayın Bakan’a; “Sen haksızsın. Yanlış karar vermişin yada bu işi bilmiyorsun” demek anlamına gelecekti. Kolaydı zira verilen cezalar temeli olan, haklı gerekçelere dayanmıyordu.

Kurul toplantısına giderken Yavuz bey ile herhangi bir görüşmem ve Yavuz bey’in ne yönde karar vermem konusunda herhangi bir talebi olmamıştı. Her ne kadar toplantı öncesi bu göreve benden daha tecrübeli olan ve yaş haddinden emekli olması için bir iki yılı kalmış Volkan bey’in katılmasının daha uygun olacağını düşünsem de, bu konuyu ne Başkan bey’e, ne de Volkan bey’e açmadım. “Kıral öldü yaşasın yeni Kıral” düşüncesi bana göre değildi ve günleri sayılı olan Kurul Başkanıma, haklı olduğu konuda, bir işe yaramayacağını bildiğim son desteği verecektim.

Toplantı beklendiği gibi gergin başladı. Çok sık karşılaşılan bir durum değildi zira bizzat Bakan tarafından Teftiş Kurulu Başkanına verilen bir disiplin cezasına Kurul Başkanının itiraz etmesi. Personel Genel Müdürlüğü temsilcisi tarafından önce ceza gerekceleri, sonra Yavuz bey’in itrazı okundu. Bu aşamada her üyenin durumu kendi bakış açısı ile değerlendirerek itirazın reddi yada kabulü yönünde görüşünü bildirmesi gerekiyordu ama kimse söze girmek niyetinde değildi. Kısa süreli sessizliği ben bozdum ve “Sanırım içimizde, konuya en yakından tanıklık eden ve durumu en rahat olan benim. Zira ceza verilen kişi uzun süredir yardımcılığını yaptığım Teftiş Kurulu Başkanı. Verilen cezalara disiplin hukuku açısından getirilecek eleştiri çok olmakla beraber ben bu konulara hiç girmeden Kurumsal bir tepki olarak oyumu, Yavuz bey’in itirazının kabulü yönünde kullanıyorum” dedim.

Tahmin etmenin çok da zor olmayacağı üzere “itirazın kabulü” yönünde benden başka oy kullanan olmadı. Konular usul veya esas yönünden tartışmaya da açılmadı ve Yavuz bey’in itirazı oy çokluğu ile reddedildi.

Net olarak hatırlayamamakla birlikte Yavuz bey o gün izin yada rapor almıştı ve Kurul’da yoktu. Disiplin Kurulu Toplantısının ardından çalışma odama gelmiş ve oy çokluğu ile alınan karara itiraz gerekçemi yazmak üzere bilgisayarın başına geçmiştim. Cep telefonum çaldı. Arayan Yavuz bey idi.

– “Üstad öncelikle teşekkür ederim. Disiplin Kurulunda benim lehimde görüş bildirmiş, itirazımın reddi yönündeki karara katılmamışın.”

-“Estağfurullah Başkanım. Teşekkür edecek bir durum yok. Doğru olanı yaptığımı düşünüyorum.”

-“Senden son bir ricam daha olsa…İtiraz gerekçeni yazarken konuyu biraz etraflıca yazsan… Verilen disiplin cezalarını bir sonraki aşamada mahkemeye taşıyacağım. Senin gerekçelerin mahkemede işime çok yarar. ”

-“Başkanım kusura bakmayın ama, mevcut haliyle bile çok büyük bir risk aldığımı düşünüyorum. İtiraz şerhimde yalnızca sizin İtirazınızın reddi yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak etmediğimi yazacağım.”

Biraz bozulmuştu talebini geri çevirdiğim için Yavuz bey ama üstelemedi.

Beklenildiği üzere bir iki gün içinde, verilen disiplin cezaları gerekçe gösterilerek Yavuz bey görevinden alınacak vekalet kısa süreliğine Faruk Fıratoğlu’ne varilecekti.

Ve böylece Teftiş Kurulunda Yavuz Kavruker dönemi de kapanmış oluyordu…

Genel altında yayınlandı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s