Honda Motosiklet / Çelik Kapının Gözetleme Deliği

honda-cb600f-hornet-2004

Kurulda, uzun süre neşeli sohbetlerin konusu olacaktı bu şakalar.

İlk şakanın fikir babası Mustafa Baş, kurbanı ise yine Faruk bey  idi. Sanırım şakacı kimliğim ile ön plana çıktığım için kendisi yapmamış beni taşaron olarak kullanmıştı Mustafa Baş bu şakada.

Şakanın ana kurgusu, bir arkadaşınızın cep telefonunda kendi isminizi “Türkcel Merkez” olarak değiştirme espirisine dayanıyordu.  Ve Faruk bey bu şaka için en uygun isimdi. Zira, arkadaşlarının cep telefonlarını kurcalamak, rehberde kimlerin olduğuna göz atmak Faruk bey’in önüne geçemediği bir merak idi.

O yıllarda henüz cep telefonları bu günkü kadar işlevsel değildi ve olması gerektiği üzere haberleşme ağırlıklı olarak kullanılıyordu. Ayrıca şimdiki akıllı telefonlarda olduğu gibi mesajlaşma geçmişiniz gelmiyordu ekrana. Yoksa bu şakayı yapabilme imkanı olmazdı.

İçlerinde bu günkü gibi insanların kişisel fotoğrafları vs de bulunmadığından  çok hoşumuza gitmese de sorun etmiyorduk Faruk bey’ın bu önleyemediği merakını.

Hal böyle olunca Faruk bey’in telefonu  da sürekli ortalıkta, ya bir sehbanın üzerinde ya bir masanın köşesinde idi.

O gün Kurul Başkanı Yavuz bey’in makamında toplantı halindeydik. Faruk bey’in cep telefonu da genelde olduğu üzere aramızdaki sehbanın üzerindeydi.  Konu doğrudan beni ilgilendirmiyordu. Dolayısıyla toplantının büyük bölümünde dinleyici konumundaydım. Kısacası aklımdaki şaka için her şey uygundu.  Faruk bey’in konuşmaya başlamasını bekleyip,  çok sıradan bir şey yapıyormuşum edası ile uzandım telefona. Bir müddet sehbanın üzerinde evirip çevirdim, sonra oturduğum koltukta toparlanıyormuş gibi yaptım. Artık telefon ellerimde idi ve Faruk bey hiç bir şey farketmemişti.

Rehberi açtım. Benim hattım o yıllardaki ismi  ile Aycell idi ve 505 ile başlıyordu. Dolayısıyla kendi ismimi “Türkcell Merkez” olarak değiştirmek mantıklı olmayacaktı. Metin abinin ismini buldum. Onunki Türkcell idi. İsim düzeltmeye gidip Metin ismini “Türkcell Merkez” olarak değiştirdim. Değişikliği kaydedip çıktım ve telefonu yeniden aldığım yere bıraktım.

Toplantı bitmiş Sayın Başkanın talep ettiği bir yazıyı kaleme almak üzere benim odama geçmiştik.  Faruk bey’i bilgisayarın başında bırakıp dışarı çıktım. Metin abiyi arayıp anlattım kısaca yapacağımız şakayı. Yapması gereken; kendi telefonundan Faruk bey’e bir mesaj atıp, “En eski abonelerimiz arasında yapmış olduğumuz çekilişte bir adet Honda motosiklet kazandınız. Hediyenizi teyit etmek için 5 dakika içinde lütfen bu numarayı arayın.” yazmaktı.  Mesajı atar atmaz da benim odama gelmesini söyledim.

Faruk bey ile bilgisayarın başında çalışıyorduk. Metin bey’in mesajından önce bir grup arkadaş geldi odaya. Metin bey şakayı anlatmış  onlar da bu anı kaçırmamak için yerlerini almışlardı odamda. Biz gelenlerle sohbet ederken önce mesaj, birkaç saniye sonra da Metin bey’in kendisi geldi odaya.

Faruk bey uzandı masanın üzerindeki telefona;

– “Türkcell Merkez mesaj göndermiş ? Ne diyorlar ki  yine?”

– “Ula… Ula motor kazanmışım.”

Ortalık bir anda bayram yerine dönmüştü.  Tebrikler, yorumlar, ne kadar şanslı olduğuna dair cilalı sözler vs.

Bu curcunanın arasında Metin abinin telefonunu alarak çıktım odadan. Zira 5 dakika içinde araması gerekiyordu Faruk bey’in.

Çok geçmeden çaldı telefon.

-“Türkcell Merkez. Ben Hakan. Nasıl yardımcı olabilirim?”

– “Hakan bey Merhaba. Biraz önce bir mesaj aldım sizden. En eski müşterileriniz arasında yapmış olduğunuz çekilişte bir adet Honda Motosiklet kazandığımı söylüyorsunuz.”

-“Doğrudur efendim. Ama tam olarak ne zaman aldınız siz bu mesajı?”

-“İki dakika ya oldu, ya olmadı.”

-“Nasıl olur anlamadım efendim. Biz o çekilişimizi bir ay önce noter huzurunda yaptık ve  neticelendirdik.”

– “Bana mesajınız yeni geldi ama…”

Sonrası bol kahkaha ve Faruk bey’in samimi itirafları;

– “Gardaş yalan yok. Honda Motosikleti okuyunca, gözlerimin önüne paksaydink geldi. Benim dubleksin dış cephesini epeydir yenilemem gerekiyor, parasızlıktan yaptıramıyorum. Ula dedim,  satarım ben bu motoru…”

———-

Bu defa şakanın kurbanı Mustada Tanır idi. Halen oturmakta olduğu evi yeni almıştı ve gazeteye verdiği ilan ile bir kiracı bulmaya çalışıyordu. Faruk bey ısrarla aramamı ve şaka yapmamı istiyordu ama lacivert doğan şakası sonrasında Mustafa abi oldukça kızmış ve “birdaha bana şaka yapma lütfen” diyerek bir noktada olabileceklerin önünü kesmiş idi.

– “Ben yapamam Faruk abi. Mustafa abiye söz verdim, birdaha ona şaka yapmayacağıma.  Sen neden aramıyorsun?”

– “Ben bilemem ne diyeceğimi.”

-“Tek sorun bu ise ben yardım ederim sana.”

Bir kaç dakika sonra numarası Mustafa abinin telefonunda olma ihtimali bulunmayan bir büro çalışanımızın telefonundan aradı Faruk abi Mustafa Tanır’ı

-“Gazetedeki kiralık ilanınız için aramıştım beyfendi. Biraz anlatırmısınız evinizin özelliklerini.”

Mustafa abi uzun uzun anlattı. Oda sayısını, evin cephesini, yer döşemesini, mutfak dolaplarını vs.

-“Dış kapısı çelik mi acaba?”

– “Evet çelik”

– “Gözetleme deliği varmı kapıda?”

Bir kaç saniyelik bir suskunkuk tan sonra sorunun tuhaflığını belli eder bir ses tonu ile cevap verdi Mustafa abi.

– “Evet… Var tabiki.”

– “Hiç baktınız mı o gözetleme deliğinden, manzarası nasıl acaba?”

-“Bibbbbbbb”

Genel altında yayınlandı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s