Kurul Kapısında 4 Makam Koltuğu…

piramit_müdür

Tarım Bakanlığında, Bakan değişiklikleri genellikle,  Teftiş Kurulu Başkan değişikliğini de beraberinde getirirdi ama bu defa öyle olmayacak, Bakan değişikliğinden hemen önce Başkanlık koltuğuna oturmuş olan Yavuz Kavruker uzun süre bu görevine devam edecekti.

Başkan değişmemişti belki ama Başkanlıkta tüm dengeler yeni Bakan’a göre yeniden dizayn ediliyordu. Benim en çok yadırgadığım konu ise Deli Dana Soruşturmasında görev alan iki müfettiş ve hazırlanan raporu Makam Olur’una sunan Başkan yardımcısına yönelik, bu davadan mağdur olduklarını düşünen müfettişlerce açılmış olan tazminat davalarında, kendilerine verilen görevi yapmaktan başka bir suçları bulunmayan arkadaşların yalnız bırakılması idi.

O gün Başkanlık makamına girerken kendi adıma büyük bir şok ile karşılacağımdam haberim yoktu.  Yavuz bey; Başkan yardımcısı Yavuz Yüksel’in görevden ayrılmak istediğini söyleyerek başladı sözlerine. Bu yeni bir haber değildi benim için.   Yeni ve şaşırtıcı olan ise Yavuz bey’in yerine Başkan yardımcısı olarak düşünülen isimdi.

Deli Dana soruşturmasında düzenledikleri rapor eksik bulunan ve bu raporun, muhataplarını korumak maksadı ile bilinçli olarak eksik bırakıldığı kanaati ile haklarında soruşturma izni verilen müfettişlerden biri Başkan yardımcısı yapılmak isteniyordu.

-“ Sayın Başkanım; bu isim beni, haklarında yürütülen soruşturma ve almış oldukları cezanın tek  sorumlusu olarak görüyor ve bırakın başkan yardımcısı olarak birlikte çalışmayı bana selam dahi vermiyor. Başkan olarak kiminle çalışacağınız elbette sizin takdiriniz. Ve görülen o ki; benim bu görevden ayrılma vaktim gelmiş. Müsadenizle ben iki satır bir dilekçe yazıp, Başkan yardımcılığı görevinden ayrılmak istediğimi bildireceğim…”

Şaşırma sırası Yavuz bey’de idi. Çekmeceden çıkardığı ve görevlendirme yazısı olduğu anlaşılan yazıyı oracıkta yırtıp çöpe atarken;

-“ Sen ne diyorsun üstad? … Ne görevi bırakması, ne ayrılması? Tamam bu konu burada kapanmıştır.“

Bu sefer ben şaşırmıştım.  Mehti bey’in Bakan olması ile birlikte Teftiş Kurulunda oluşan yeni dengeler içerisinde kendime bir yer biçemiyordum ve şayet Yavuz bey benimle çalışmak istemez ise, bu anlaşılabilir bir durumdu.

Bakan bey’in Teftiş Kurulu Başkan yardımcılarını ne derece önemsediği konusunda hiç bir fikrim yoktu ama herşeye rağmen bu görevi bırakmam veya görevden alınmamın Yavuz bey’in elini rahatlatacağı açıktı. Dolayısıyla bu yeni görevlendirmeye vermiş olduğum tepkinin Yavuz bey tarafından da “Sen bilirsin üstad” şeklinde karşılanması hiç de şaşırtıcı olmazdı. Ama Yavuz bey şaşırtıcı olanı seçmiş ve benimle çalışmaya devam etmek adına, Bakan bey’e imzalattığı anlaşılan görevlendirme yazısını yırtıp atmıştı.

Doğruyu söylemek gerekirse; “Bulunmaz Bursa kumaşı” olduğumu hiç bir zaman düşünmedim. İşini iyi yapmak isteyen ortalama bir müfettiştim. Birçok arkadaşımın mevzuat bilgisi benden daha iyi idi. Tüm bunlara ilave olarak Sayın Bakan hakkında düzenlenmiş tek fezlekenin de bir şekilde sorumlusu olarak görülüyordum.  Dolayısıyla kendi penceremden baktığım zaman Yavuz bey için; benim ile çalışmak pek de avantajlı gözükmüyordu. Öte yandan Yavuz bey gerçekçi biri idi ve bir Akseki’li olarak vereceğim sıkıntının, üreteceğim faydadan büyük olacağını görmesi durumunda arkadaşlık hatrına benimle çalışmayı sürdürmeyeceği de gerçekti.

Makamı terkederken tüm bu değerlendirmeler kafamdan geçiyor, şaşkınlığın yanında, insanın vaz geçilmez olduğunu hissetmesinin vermiş olduğu gururu da yaşıyordum.

Gelecek günler Kurulun pek de alışık olmadığı bir birleşme ve taşınmayı birlikte getirecekti. Siyasi iktidarın yine siyasi olduğunu düşündüğüm bir kararı ile Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü kapatılacak, sahip olduğu tesisler, hizmet binaları ve personeli diğer kamu kurumları ve belediyeler arasında paylaşılacak, bu ganimet paylaşımında, Genel Müdürlük yerleşkesi Bakanlık Merkez teşkilatına düşerken, Teftiş Kurulunun payına da Genel Müdürlük Teftiş Kurulunda görevli 40 kadar müfettiş ve başmüfettiş ile büro personeli düşecekti.

Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün kapatılmasına ilişkin yasada bir çok konu açık şekilde yer alırken, Genel Müdürlük müfettişlerinin nerede görevlendirileceğine değinilmemiş ve muğlak bırakılmıştı. Bu muğlaklık alınacak olan bir Bakan Olur’u ile aşılacak ve 40 Genel Müdürlük müfettişi Bakanlık Teftiş Kurulunda görevlendirilecekti.

Bu görevlendirme Kurul içinde şiddetli tartışmaları ve çok uzun süre yaşanacak bir iç huzursuzluğu da beraberinde getirecekti. Sayın Bakan’ın konuya yaklaşımını net olarak bilen veya tahmin eden Başkan yardımcısı Metin bey; birleşmenin Kurul’a kan katacağını düşünenlerdendi. Ben kendi adıma TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonunundaki görevim çerçevesinde yapmış olduğum rapor nedeniyle, olumlu düşünmeyenler cephesindeydim. Ama neticede bizim düşüncemizi kaale alan yoktu. Sayın Bakan böyle istiyordu ve her nekadar netice alınamayacak olsa da, bu görevlendirmeyi mahkemeye taşıyacak genç müfettişler dışında Sayın Bakanın iradesine karşı koyacak bir güç de bulunmuyordu.

Rapor yazma tekniğinden, oturulan masaların kalite ve büyüklüğüne kadar bir çok sorun uzun süre Kurulun gündemini meşgul edecek idiyse de, geriye doğru dönüp baktığımda, bu birleşme; resmi olarak görevli olduğu Disiplin Kuruluna resmi araç yerine ücretini bizzat ödediği taksi ile gitmeyi tercih eden, tanıdığım en nazik müfettişlerden biri, İstanbul beyefendisi Volkan Öntan örneğinde olduğu gibi, Kurul’a kan katan üstadlar yanında, müfettişlik bilgi ve birikiminden, denetim etiğinden  zerre kadar nasiplenmemiş, hakkında inceleme yapacak müfettişe tesbih hediye ederek kurtulabileceğini düşünen yada denetlediği bayan personele sarkıntılık edip, disiplin cezası ve yalnız başına göreve gönderilmemesi şartı ile müfettişlik yapma utancını yaşayan, yani Kurul’a kan kaybettiren müfettişleri de birlikte getirecekti. Tıpkı Bakanlık Müfettişi ünvanlı olup da, aldığı ifadenin satır arasına, ifade sahibinin bilgisi dışında cümle ilave eden ve bunu kendi parafı ile parafladığında yasal olarak geçerli olabileceğini düşünen veya vermiş olduğu inceleme raporunun Başkanlık tarafından yeterli görülmeyip  iade edilmesi sonrası aynı olaylar ve aynı kişiler ile ilgili üç aylıktan kesme, iki kademe ilerlemesinin durdurulması cezası vermek durumunda kalan  Bakanlık müfettiler ile aynı Kurulu paylaştığımız gibi.

Bu süreçte Başkan yardımcısı Metin Suerdem Başkan bey’in, benim ve kendisinin bilgisi dışında İzmir İl Müdürlüğüne müfettiş görevlendirmesini gerekçe göstererek yardımcılık görevinden ayrılacaktı. Başkan bey’in gerekçesi İzmir İl Müdürü Muzaffer Ağar ile samimiyetimiz idi.  Bu olay benimde hoşuma gitmemişdi ama tepkimi görevden ayrılarak değil Yavuz bey ile konuşarak verecektim.

Esasen Metin abinin de görünür gerekçesinin arkasında Başkan yardımcısı olması nedeniyle Ankara dışında göreve gidememesi yatıyordu. Metin abi göreve gitmeyi seven biri idi ve yardımcılık görevini bırakmakla birlikte Başkan bey ile iyi ilişkilerini kesmemiş  ve birçok kritik(!) görevin alltına imza atmıştı. Öyle ki normal bir müfettiş yıl içince 9-10 rapor düzenlerken Metin abinin heyet başkanı veya müstakil olarak o  yıl düzenlediği rapor sayısı 50-60 civarında olacaktı.  Bu yoğunluğu  “Gardaş bazı geceler uyanıyorum ve hangi şehirde olduğumu hatırlamak zaman alıyor.”  şeklinde ifade edecekti.

Metin abinin ayrılması ile Başkan yardımcıları kadrosuna iki yeni isim birden eklenecekti. Dönem arkadaşım ve zaman zaman şakalarımın kurbanı olan çok sevdiğim üstadım Mustafa Tanır  ile bizden daha kıdemli Başmüfettiş üstadımız Murat Muratoğlu.

Yine aynı dönemde Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden Bakanlığa geçen binaların paylaşımları çerçevesinde birçok birinim hizmet binası değişecek ve biz Teftiş Kurulu olarak Personel Genel Müdürlüğünün boşalttığı Akay Kavşağındaki, Bakanlığın en eski hizmet binalarından biri olan 5 katlı binayı Koruma ve Kontrol Genel Müdürülüğünün iki Daire Başkanlığı ile birlikte kullanmaya başlayacaktık.

Taşınmanın hiç bukadar zor olacağını düşünmezdim. Öncelikle iki ayrı Kurula ait müfettişleri kimseyi üzmeden yeni odalarına yerleştirmek gerekiyordu ki, bu sıkıntılı görevi, yaş haddinden emekli olmasına rağmen o dönemde Kurula kimi müfettişlerden daha düzenli devam eden İsmet Kınay üstlenecekti.

Kendisinden rica etmiştim en küçük odayı benim için ayırmasını, öyle de yapmıştı. Başkan bey’in makam odasının hemen karşısında ¼ ü asansör boşluğuna gitmiş içine bir çalışma masası. İki misafir koltuğu güçlükle sığan, o küçük odada üç başkan değişikliğine şahitlik edecektim.

O günlerin en ilginç olayı ise; bir sabah Başkan ve müfettişlerden önce Kurulun kapısını açan hizmetlilerin kapıda bulacakları ambalajları açılmamış 4 makam koltuğu olacaktı.

Odalardaki masa ve koltuk düzenlemesini büyük bir titizlikle yapan, masaların milimetrik büyüklüğünden, koltukların rengine kadar en ufak ayrıntıyı düşünen İsmet bey; kendi bilgisi dışında Başkan Yardımcısı Mustafa Tanır’dan izin alınarak yapılan bir koltuk değişikliğine çok içerlemiş ve tepkisini, emekli maaşından 4 makam  koltuğu alıp Kurula hediye ederek göstermişti. Ne bizim ne Başkan bey’in İsmet beyi ikna edip bu koltukları iade etme yada parasını kendisine ödeme çabası fayda vermeyecek ve bu koltuklardan birini de uzun bir süre ben kullanacaktım.

 

 

Genel altında yayınlandı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s