Şans Topu’nda 5+1 Bilmek…

sans_topu_sonuclari_aciklandi_14_aralik_2016_h133098_213eb

Her ne kadar, ilerleyen günlerde ayrı düşeceğimiz konular olacakdıysa da, bilerek yanlış yapmayacaklarına inandığım,  Başkan ve Başkan yardımcısı arkadaşlarım ile meslek hayatımın belki de en huzurlu günlerini yaşıyordum.

Huzur, doğal olarak çok sayıda şakayı da beraberinde getirecekti.

Bu defa,  şakanın odağında Başkan yardımcısı Metin Suerdem vardı. Şakanın fikir babası ise görevi başında, psikopat bir müfettişin kurşunları ile görev şehidi olacak olan Milli Piyango Genel Müdür’ü rahmetli İhya Balak idi.

İhya bey Başkan yardımcısı Yavuz Yüksel’in eniştesi idi ve Ilgaz dağında Bakanlığımızın sosyal tesislerine birlikte yaptığımız bir hafta sonu gezisinde tanışmıştık.

Orta okul yıllarında büyük abim Mahmut Edip Bahadır’ın hediye etmiş olduğu Hohner marka melodika ile çalabildiğim bir kaç okul şarkısından biri olan ve “Ilgaz, Anadolu’nun sen yüce bir dağısın”  şeklinde başlayan şarkı nedeniyle ismini bildiğim Ilgaz dağı ile tanışmak da o günlere kısmet olmuştu.

Erciyes’in eteklerinde büyümüş bir cocuk için Ilgaz’ın pek de şarkıda sözü edildiği gibi yüce olmadığını görmek hayal kırıklığı yaratsa da, bahar ile birlikte uyanmaya başlayan doğa ve doğa harikası ormanlar bu hayal kırıklığının çok önündeydi.

Kısa pantolonu ve elindeki tahta kılıç ile boyunca büyümüş ısırgan otlarının arasına dalan  ve ne olduğunu anlayamayıp saniyeler içinde geri kaçan 10 yaşındaki oğlum Alp için acılı bir doğa dersini içerse de,  İhya bey’in tatlı sohbetleri ile yer edecekti Ilgaz dağı benim anılarımda.

İşte bu sohbetlerden birinde bahsetmişdi İhya bey sayısal loto şakasından ve hemen her hafta birer lira koyarak ortak şans topu oynadığımız Metin abi bu şaka için en uygun kişi idi.

Bir Perşembe sabahı, Kızılay metrosuna binmeden önce gazete bayiinden iki liralık Şans Topu oynadım. Seçtiğim rakamlar Çarşamba akşamı yapılan çekilişte çıkan rakamlardı. Bu tür şans oyunlarını oynayanlar bilirler. Kuponun üzerinde çekiliş tarihi küçük puntolar ile yazılıdır ve çoğu zaman dikkat çekmez. Dolayısıyla elimdeki kupon tarihine dikkat etmez iseniz Çarşamba akşamı kazanan rakamları içeriyordu.

Metin abi merdivenlerin hemen başındaki odada oturmaktaydı ve genellikle benden önce başlıyordu mesaisine. O gün de yine öyle olmuştu. Merdivenlerden çıkışta açık olan kapısından bilgisayarın başında birşeyler ile uğraştığı görülüyordu. Günaydın diyerek girdim içeri. Çay ocağına seslendi Metin abi;

–  “Ali iki çay getir.”

Çay ocağına çok yakın olduğundan, genelde telefon kullanmak yerine bu yolu tercih ederdi Metin abi.

Bir süre havadan sudan bahsettik. Sonra birden aklıma gelmiş gibi; cebimden çıkardım Şans Topu koponunu ve;

-“Metin abi bu hafta unuttuk ortak oynamayı, ben dün iki liralık oynadım ve henüz bakmadım sonuçlara. Bir lira verirsen halen ortak olma şansın var.”

– “İyi etmişin kardeş. Veririm tabi bir lira. Ver bakıyım sonuçlara. Bakarsın zengin olmuşuzdur.”

Uzattım koponu Metin abiye. Millipiyago’nun sayfasını açtı. Çekiliş sonuçlarını buldu. Sonra Metin abinin iri kafası, bir tenis topu gibi, elindeki kupon ve bilgisayarın ekranı arasında gidip gelmeye başladı. Tekrar tekrar baktı, bir elindeki kupuna bir ekrandaki rakamlara. Gördüklerine inanamadığı belli idi. Sonra bana baktı. Göz göze gelmemek için tam o anda çevirmiştim başımı, dolayısıyla göremedi gözlerimdeki gülümsemeyi.  Sonra birden ayağa fırladı, omuzuma bir yumruk attı ve bağırmaya başladı.

– “Gardaş kazanmışız… Gardaş kazanmışız…”

– “Bir lirayı vermedin henüz Metin abi…”

Ses tonum, ortaklığın henüz resmileşmemiş olduğunu ve her an vaz geçebileceğimi ima ediyordu…

Elini cebine attı Metin abi…20 TL vardı elinde…

– “Al Gardaş, üstü de kalsın sende…”

Bu arada, Ali çayları getirmişti. Olana bitene şaşkın gözlerle bakıyordu.

– “Ulan Ali, bir de sen bak şu rakamlara ben mi yanlış görüyorum.”

Bu defa Ali oturdu bilgisayarın başına.

– “Valla kazanmışınız Başkanım…”

Ve Ali sayesinde haber, dakikalar içide tüm Kurulda yankı bulacaktı.

Kazanmış olmanın ilk şokunu atlatan Metin abi, nihayet kaç para kazandığına bakmayı akıl edebilmiş ve yeniden bilgisayarın başına oturmuştu.

Bir terslik vardı bu işte. Zira ekran, bu hafta 5+1 bilen olmadığını, büyük ikramiyenin bir sonraki haftaya devrettiğini söylüyordu. Bir süre anlam veremedi bu duruma. Anlamsız sözler döküldü ağzından. Neden sonra koponun tarihine bakmayı akıl etti. Tarih bir hafta sonrayı işaret ediyordu. Kızgın mı, dargın mı olduğunu anlayamadığım gözlerle bana baktı. Bir şakaya kurban gittiğini halen anlamamıştı.

– “Ulan, akşam  9 dan sonra oynamışın bu kuponu, kupon önümüzdeki hafta içinmiş…

Sonraki bir kaç gün, güzel haberi duyan arkadaşlarımızın ziyaretleri ve Metin abinin her seferinde yeniden;

– “O üç beş dakika süresince, içimden bir ses bu yaptığımın doğru olmadığını söylüyordu ama daha güçlü bir ses, ortaklık teklifinin senden geldiğini haykırıp, yanlış bir şey yapmadığıma beni ikna etmeye çalışıyordu ve ben ikna olmaya hazırdım.”

Şeklindeki samimi itiraflarını dinleyerek geçecekti.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s