Turkiye’nin dort bir yaninda yurutulen tasra teskilatinin denetimlerinden sonra, bir baska ilk daha yasanacakti meslek hayatimda. 1996 yilini 97 ye baglayan kis mevsiminde Ilk defa bir Genel Mudurluk normal denetimi ile gorevlendirilecektim. O donemki ismi ile Tarimsal Uretim ve Gelistirme Genel Mudurlugunun alti daire baskanligi normal denetime alinmisti. Heyet baskani Basmufettis Ertugrul Alten ile birlikte uc dare baskanligi tarafimizdan denetlenecek, bir diger ekip ise digger uc daire baskanligini denetleyecekti.
Millimudafaa Caddesindeki Bakanlik binasinin 10 katinda, kucuk penceresinden, buyuk onder Ataturk’un kabrini goren kucuk bir oda tahsis edilmisti calismamiz icin. Denetim bir baska ramazan ayina denk gelmisti ve oruc tutmayan ustadin yine oruc tutmayan arkadaslarinin sikca ziyaret edip, sigaralari ile duman alti ettikleri bu kucuk odada denetim tarihinden geriye dogru son uc yilin tozlu dosyalarini inceliyorduk. O yillarda kapali alanlarda sigara icmek serbest, mevsim kis ve disaridaki soguk hava nedeniyle pencere acip odayi havalandirma imkani sinirli idi. Ve henuz Nihat Hatipoglu da bu gunku kadar taninmadigindan, gun boyu soludugum sigara dumaninin orucumu bozup bozmadigi kafami kurcalayan en onemli soru idi.
Hic suphe yok ki mufettisler icin, yuruttukleri rutin denetimler sirasinda yapacaklari bir yolsuzluk tespiti, bir baskasi tarafindan ihbar edilerek sorusturulan konulardan cok daha degerli ve mesleki haz acisindan daha tatmin edicidir.
Iste bu denetim benim bu hazzi yasadigim ilk denetim olacakti. Ismini tam hatirlayamamakla birlikte zirai girdiler ve dogal cicek soganlari konularina bakan daire baskanliginin denetimini ben ustlenmistim. Ilk problemli konuya çim tohumu ithalati ile ilgili belgeleri incelerken rastladim. Genel Mudurluk tarafindan Ankara Il Mudurlugune hitaben yazilmis, Genel Mudur Yardimcisi Tugrul Balikcioglu tarafindan imzalanmis yazida ozetle soyle deniliyordu.
“….. Bilindigi uzere çim tohumlugu yalnizca tohum uretmek icin ithal edildiginde, gumruk vergisinden muaftir. Yesil alan tesis edilmek icin getirildiginde herhangi bir muafiyet soz konusu degildir. Bundan sonraki uygulamalarinizin bu esas cercevesinde yurutulmesi rica olunur…”
Bu yaziyi yorumlamak icin mevzuati bilmeye falan gerek yoktu. Zira yazi kendi icinde kendini ele variyordu. Bir firma tohumluk uretimi ile alakasi olmaksizin ithal ettigi yuklu miktardaki çim tohumlugu icin mevzuata aykiri olarak Ankara Il Mudurlugunden gumruk muafiyetini iceren kontrol belgesi almis, bunu Genel Mudurluk farketmis ancak soz konusu gumruk vergi kaybinin telafisi ve sorumlularin bu fiillerinin sorusturulmasi yerine, yalnizca il mudurlugunu ikaz eden bir yazi yazilmisti.
Dosyada ayni firmaya ait bir kac ay sonraki, yine çim tohumu ithalat kontrol belgesi ile ilgili bir diger yazi ise konuyu daha da vahim hale getiriyordu.
“ … Bir onceki yazimizda da belirtildigi uzere …” diye baslayan Bu ikinci yazida Il Mudurlugunun ikaz edilmis olmasina ragmen ayni hatali islemi tekrarladigi belirtiliyor ancak yine, gumruk vergisi kaybi, sorumlularin cezalandirilmasi vs hic bir teklif olmaksizin bundan sonraki uygulamalarinin mevzuat cercevesinde yurutulmesi rica ediliyordu.
Peki Il Mudurlugu akillanmismiydi bu ikinci yazidan sonra?
Malesef hayir. Il Mudurlugu Genel Mudurluge adeta meydan okuyordu. Ayni firma, ayni konu, bir kac ay sonraki bu ucuncu kontrol belgesinin arkasina, konuya bakan sube muduru kendi el yazisi ile su notu dusmustu.
“Ankara Il Mudurlugu, hatali uygulamaya iliskin sozlu olarak uyarildi.”
Dogal olarak cok heyecanlanmistim. Ilk defa onemli sayilabilecek parasal boyutu da olan bir usulsuz uygulamayi tespit ediyordum. Konuyu heyet baskani Ertugrul bey ile paylastim. Ayni heyecani onun yuzunde gorememek ilk hayal kirikligi idi ama devaminda Ustadin bu konuda sorusturma acmak icin gosterdigi isteksiz durus hayal kirikligindan ote uzuntu verici idi.
Ustad tum belgeleri aldi, tek tek inceledi, Gumruk Mustasarigindan konu uzmanlari ile gorustu ve hatta bu Mustesarliga yazili olarak burada bir gumruk vergi kaybinin olup olmadigini da sordu. Gelen cevap onun da elini baglar mahiyette idi.
***
Biz bu denetim ile mesgul iken Turkiyede iktidar, Teftis Kurulunda ise Baskan degisikigi yasanmis, Ruhi bey gorevden alinmis yerine Baskan Yardimcisi Ayhan Atac vekaleten atanmisti. Ayhan bey’in yas haddinden emekli olmasina bir kac ay vardi. Dolayisiyla bu gorevlendirmenin yeni baskan atanana kadar, gecici bir gorevlendirme olacagi acikti.
Herkesi sasirtan gelisme ise Ayhan bey’in yas haddinden emekli olacagi gunden bir gun once asaleten Baskanliga atanacak olmasi idi. Zengin devletimizin yuce gonlu, Ayhan bey’in basmufettis olarak emekli olmasina razi olmamis ve onun. rahmetli olana kadar yaklasik 18 yil Kurul Baskanligi uzerinden emekli maasi almasini teminen son memuriyet gununu baskan olarak tamamlamasini saglamisti.
***
Vekaleten gorevlendirilmesinden bir kac gun sonra Ertugrul bey ile cantamizda bu olaya iliskin belgeler Ayhan beyin karsisinda idik. Ben pek konusmadim. Olayi Ustad anlatti. Sinirlendiginde irilesen gozlerinden ve ses tonundan bu durumdan Ayhan bey’in de hic memnun olmadigi acikti. Ancak Ertugrul bey; konuyu enine boyuna inceledigini, Gumruk Mustesarligi ile yazistigini ve olayin net oldugunu, bir sorusturma acmaktan baska cikar yol olmadigini izah etti Sayin Baskana.
Topladigimiz belgeleri bir yazi ekinde, Baskanliga tesllim ettik ve sorusturmaya iliskin Bakan olur’unu beklemeye basladik.
Henuz Genel Mudurluk normal denetimine iliskin raporunuzu tam anlami ile tamamlamamisken ve muhtemel sorusturmada gorevlendirilme ihtimalime ragmen, evrak memurunun imza karsiligi teslim ettigi zarftan cikan, Tunceli Cemiskezek ilcesinde yurutulmesi gereken bir sorusturma gorevi, Baskanligin durumdan ne derece memnun oldugunun bir gostergesi idi sanirim.
Donem arkadasim Atilla Celik ile birlikte yurutecegimiz ve benim Amerika Birlesik Devletlerinde Master egitimi icin Kuruldan ayrilmam sonrasi Atilla bey tarafindan tamamlanacak olan gorevi, ayri bir baslik altinda anlatmak uzere oteleyip, yeniden konumuza donersek;
Konunun sorusturulmasina iliskin Bakan Olur’u ve gorev talimati bir supriz ile birlikte geldi. Ertugrul bey heyetten alinmis, Basmufetis Ilhan Palabiyik heyet baskani, donem arkadasim Metin Suerdem ise ucuncu kisi olarak heyete katilmisti. Bu degisiklikte, o donem Sayin Bakan’a yakin, Kurul eski uyesi ve Genel Mudur Yardimcisi Huseyin Velioglu ile yapmis oldugum sohbette, Ertugrul bey’in sorusturma acmaktaki isteksizligini belirtmis olmam ne kadar etkili oldu bilmiyorum ama bildigim Ertugrul bey’in bu degisiklikten son derece memnun oldugu idi.
Gorev zarfini alip heyetteki degisikligi gormek ben de buyuk bir memnuniyet yaratmisti ancak bu memnuniyet heyet baskani Ilhan bey ile gorusune kadar surdu. Zira odasina gittigimde, Olur ekindeki belgeleri incelemis ve konunun Il Mudurlugu ayaginda sorumlu olabilecek iki Il Mudurunden birinin Riza Rencberoglu olmasi onu hic memnun etmemisti.
Her ne kadar ilerleyen yillarda arkadasliklari bozulacak ve bir ortamda; “Adami Akif’in elinden alana kadar ak ile karayi sectim. Onun bana yaptigina bakin” seklinde serzaniste bulunacak ise de, o gun bana acik sekilde bu konuda bir fezleke yapmayi dusunmedigini soyedecekti.
Konunun teferruatini, kisilerin acik sorumluluklarini, yapilmis olan seyin bir hata olma ihtimalinin olmadigini anlatmam fikrini degisgtirmeye yetmedi. Ustelik raporu benim yazmami istiyordu. Kendisine o yillarda “Ustad” degil “Abi” diye hitap ediyordum ve “Ilhan abi, bu konuyu tespit eden benim. Ayhan bey’i, Ertugrul bey’i ikna eden benim, simdi nasil olurda birsey yok diye rapor yazarim” dediysem de ikna olmadi.
Metin bey bu tartismada ne mi yapiyordu? Benimle birlikte iken bana hak veriyor, Ilhan abi ile konusrken ona hak veriyordu.
Sonunda, cikis yolunu su sekilde bulacaktim;
Raporu ben yazdim. Bir inceleme raporu idi yazdigim. Olayi basindan sonuna oldugu gibi anlattim. Elbette olay oldugu gibi anlatilinca suc ve suclular cok acik sekilde ortaya cikiyordu. Ancak raporun sonuna gelindiginde, kisiler ile ilgili “gerek adli, gerekse idari yonden yapacak bir islem olmadigi” gorus ve kanaatinde oldugumuzu yazdim.
Dusuncem bu raporun bu sekli ile Baskan Yardimcisinin incelemesinden gecmeyecegi yonunde idi. Ilhan bey ve Metin bey raporu detayli olarak okumadan imzaladilar ve Baskanliga takdim ettik. Raporumuz Baskan Yardimcisi Kemal Keskin’e havale edilmisti.
Aradan epey bir zaman gectikten sonra, Kemal bey beni cagirdi odasina. Ilk olarak raporu kimin yazdigini sordu. “Ben yazdim efendim” dedim. Sonra “Ya Akif’cigim” diye basladi soze;
–“Guzel yazmisin raporu ama sanki bir tuhaflik var. Okuyan insan tamam diyor bunlar suclu. Belgeler, ifadeler her sey cok acik. Simdi ceza verecek derken bir de bakiyorum yapacak bir islem yok diyorsun. Anlamadim dogrusu bu konuyu. ”
Olayi basindan sonuna anlattim Kemal Bey’e. “Bu rapor son cumlesine kadar benim raporum ama son cunlesi heyet baskanina ait” dedim.
Ertesi gun Heyet olarak Kemal bey’in huzundaydik. Odasindan ayrilirken ise elimizde, duzeltilmek uzere tarafimiza iade edilen inceleme raporu vardi.
Devaminda neler mi oldu?
Ilhan bey yasananlardan memnuniyetsizligini; “Bu sekilde yazarsan olacagi buydu…” seklinde ifade ederken, ben “raporun altindaki ilk imza size ait usdadim.” diyemedim.
Ilhan bey gerekli duzeltmeleri kendisinin yapacagini soyleyerek olayi ustlendi.
Ben Amerika Birlesik Devletlerinde Master egitimi yapmak uzere kuruldan ayrildigim icin heyetten de ayrilmis oldum.
Raporun ne sekilde duzeltildigini, hangi tekliflerle Kuruldan gectigini kimseye sormadim ve ogrenmedim. Zira ogrenecegim seylerin beni daha cok uzeceginden emindim…
